7Yüz: Prosedür Bölümü İncelemesi

0
48
Görüntüleme

7Yüz eminim ki yayınlanan ilk bölümüyle birlikte diziyi izleyen geniş bir kitlenin beğenisini fazlasıyla kazandı. Elbette 7Yüz dizisinin izleyici kitlesi yabancı dizi izleme kültürünü edinmiş ve bu tür dizilerle haşır neşir olan bir kitle. Bu sebeple Büyük Günahlar bölümünün çok sert bir bölüm olduğunu söylemek zor olabilir ancak Türkiye standartlarında yapılan işleri, özellikle dizi sektörünü göz önünde bulundurduğumuzda fazlasıyla sert bir ilk bölüm izlediğimizi kimse inkar edemez. Büyük Günahlar, serinin başlangıcı için kesinlikle vurucu ve kendine bağlayan bir bölüm olması dolayısıyla doğru seçim. Dizinin genel dünyasına daha da adapte olacağımız ikinci bölüm ise Prosedür. Prosedür’de Melisa Sözen ve Engin Hepileri’yi başrollerde izliyoruz. Dizinin bu bölümüne imzasını atan yönetmen ise Alphan Eşeli. Bölümün senaryosunu kaleme alan isimler Karışık Kaset filmiyle de tanıdığımız ve projenin arkasında yer alan Tunç Şahin ile Derya Yanmış.

Bu belli başlı bilgilerden sonra 7Yüz: Prosedür bölümünün konusuna değinelim. Zira 7Yüz antoloji formatında ilerleyen yani bölümler arasında devamlılık gözetmeyen bir yapım. Her ne kadar ilk bölümün devamını izlemeyi birçok seyirci halihazırda istiyor olsa da Prosedür’ün de oldukça tatmin edici ve 7Yüz’ün gelecek bölümleri için izleyiciyi iyiden iyiye umutlandıracak bir bölüm olduğunu söylemek gerekiyor.

Prosedür, Büyük Günahlar bölümü kadar sert bir bölüm değil ancak Prosedür’ü önplana çıkaran en önemli unsur kesinlikle ilişkilere dair çok net tespitlerde bulunması. Modern insanın ilişkilenme biçimini ve egolarını birbir bütün inceliği ve bütün kabalığıyla ortaya döken Prosedür kendinizle ve eski/yeni partnerlerinizle yüzleşmenize olanak tanıyacak. “Erkekleri çözemiyorum/kadınları çözemiyorum/ilişkilerin varacağı nokta hep aynı” gibi oldukça tanıdık ve çoğu kez birinci ağızdan kurduğumuz bu cümlelerin sebebini olabilecek en net biçimde yan hikayelerle dolandırmadan, dramatize etmeden sunan bir bölüm olarak tanımlayabileceğimiz Prosedür, ilişkilerde bağımlılık geliştirmenin ve her zaman “orada” olmanın sonuçlarını lafı hiç uzatmadan başarılı bir olay örgüsüyle tanımlıyor. 7Yüz: Prosedür, şok edici bir sona, hiç duymadığımız bir hikayeye sahip değil aksine hep bildiğimiz bir sona ve mütemadiyen yaşadığımız bir hikayeye sahip, tam da bu yüzden kıymetli. Çünkü Prosedür’ü izlediğinizde her zaman içten içe bildiğiniz bir durumu ilk kez çok net bir biçimde göreceksiniz.

***Yazının bundan sonrası 7Yüz: Prosedür bölümü ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

7Yüz: Prosedür Bölümü: Narsist Aşıklar

Banu, eski partneri Rıdvan’la ayrılsa da onu hala unutamamış ve bir gün yeniden bir araya gelme umudunu koruyan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. İlk etapta, kendi evinde duş alıp evden çıkmak için hazırlanan Banu’nun bu ritüeli önemli çünkü bölümün kritik bir kısmında tekrar edecek bir motif olarak akıllarda yer etmesi gerekiyor. Çünkü benzer sahneleri Rıdvan’ın yaşadığı “aşk acısında” da görüyoruz. Bu da dizinin sinematik anlatı yapısını güçlendiriyor. Banu, yoğun aşk duyduğu ve vazgeçemediği Rıdvan’la büyük bir çıkmaza girmiş durumda. Çünkü Rıdvan, Banu’yu hayatından çıkarmak istemiyor ve ikili dost kalma kararı alıyor. Aynı iş yerinde çalıştıkları da göz önünde bulundurulduğunda bu dostluğun aşık tarafı için çekilecek derin acıların habercisi. Hepimiz biliyoruz ki ayrılık sonrası dostlukların başlangıcında bir taraf her zaman sevmeye devam eden taraf olacaktır. Bu acı verici süreç Banu’yu oldukça yıpratır ve Rıdvan’ın aynı iş yerinde yaşadığı flörtler de duruma eklenince Banu histerik tavırlar sergiler. Bu noktada Rıdvan prosedür adında bir çeşit terapiyi deneyebileceklerini önerir. Prosedür beyinde amigdalaya verilen şoklarla bağımlı olunan kişiye yönelik hisleri normal düzeye indirebilen bir program olarak tanımlanır. Banu bu deneyimden sonra hayatına hem duygusal hem de fiziksel bakımdan çok daha sağlıklı bir insan olarak devam eder. Hikaye elbette burada bitmiyor. Bu terapiyi öneren ve Banu’nun bu takıntılı durumdan kurtularak dostluklarına gönül rahatlığıyla devam etmelerini isteyen Rıdvan, Banu’nun her zaman üzerinde olan ilgisinin yokluğunu fark ettiği anda artık eskisi kadar etkili olmadığını da sezer. Banu artık Rıdvan’la yaptıkları planları unutan, doğum gününden erken gidebilen “sağlıklı” bir bireye dönüşmüştür. Bu kez de histerik tavırlar sergileyen bu ilgi değişimi sebebiyle şaşkına dönen Rıdvan olur. Banu’nun sürekli orada olmaklığını geri kazanmak ister.

Ne yazık ki, Rıdvan öyle olduğunu iddia etse de bu aşk değildir. Birçoğumuzun yaşadığı benzer deneyimler de aşk değil. Tüm bunlar narsist düşünce tarzıyla iç içe geçmiş, bir insanı sevmekten ziyade onun “beni” sevmesini sevmeye dönüşen bir tavır. Çoğu kez karşımızdakini sevmiyor, onun bizi sevmesini seviyoruz. Bu sevgi hep orada var olduğu sürece değerini bilmiyor, yok olmaya başladığında peşinden koşuyoruz. Tüm bunlar modern insanın sağlıksız, bencil tavırlarından ibaret aslında. Bu gerçekliği tüm netliğiyle hem de hiç abartısız bir biçimde yüzümüze vuran Blutv’nin yeni projesi 7Yüz tam da bu yüzden Prosedür bölümüyle de alkışı hak ediyor.

Ece ŞEN
Kaynak : www.filmloverss.com

(Visited 18 times, 1 visits today)